Çevre bilincinin gelişmesi için neler yapabiliriz?

'Frmartuklu Soru-Cevap Bölümü' forumunda Kayıtsız Üye tarafından 21 Nisan 2011 tarihinde açılan konu

  1. Sponsorlu Bağlantılar
    Çevre bilincinin gelişmesi için neler yapabiliriz? konusu Çevre bilincinin gelişmesi için neler yapabiliriz? bu konuyla ilgili yazı istiyorum

    Çevre Bilinci Nedir, Çevere Bilincinin Gelişmesi İçin Neler Yapabiliriz

    Çevrenin doğal ya da çeşitli müdahalelerle değişmesi o bölgede bulunan tüm canlı faaliyetlerini etkilemektedir. Boyutları ve etkileri genişleyen çevre sorunları toplumların çevre konusunda daha bilinçli olması gerekliliğini ortaya çıkarmıştır. Gelecek nesillerin daha sağlıklı ve güvenilir bir ortamda yaşamalarını sağlamak için çevreye duyarlı bireyler yetiştirmek, bir zorunluluk haline gelmiştir. Bu amaçla çevre sorunlarının ortaya çıkmasında etkili olan bireylerin bu sorunların giderilmesinde de üzerlerine düşen sorumlulukların neler oldukları bilincine ulaştırılmaları gerekmektedir.

    Çevre bilinci bireylerin ve toplumların çevre ile dengeli bir şekilde ilişkilerde bulunabilmesi için sahip olması gereken davranış, tutum ve düşünce şeklidir. Bunun temelinde insanların çevreyi tahrip etmeden, ondan yararlanma ilkesi yatmaktadır. Doğayı korumak, yaşadığımız çevredeki ortak kullanım alanlarını paylaşmak, canlı yaşamına ve kendi hak ve ihtiyaçlarımıza olduğu kadar biyoçeşitliliğe ve çevreye de saygı duymak çevre bilincinin temel amaçlarıdır.

    Çevre bilincini oluşturmak için küresel ve yerel çevre sorunları konusunda herkes duyarlı olmalı ve üzerine düşen yükümlülükleri yerine getirmelidir.
     
  2. SeLeN

    SeLeN Site Yetkilisi Editör

    Çevre bilincinin gelişmesi için neler yapabiliriz ?


    Toplumumuzda çevre kirliliği ve çevrenin korunması bir görev olarak algılandığı halde, buna pek dikkat edilmediği görülmektedir. Kıyıların kirletilmemesi ve yağmalanmaması her türlü platformda dile getirilip savunulduğu halde, savunanlar pekala dile getirdiklerinin aksini yapabilmektedirler. Sanayi atıklarının çevreye zarar vermeden imha edilmesini isteyen bir sanayici, kendi fabrikası söz konusu olduğunda bunu görmezlikten gelebiliyor. En basit şekliyle herkes kendi evinin önünü temiz tutsa temizlik görevlilerine gerek kalmaz, diyebilen kimse, pekâla kendi çöplerini sokağa atabiliyor.


    Böylece, sorunun göründüğü kadar basit olmadığı anlaşılmaktadır. Çünkü sorun artık çevre sorunu olmaktan çıkmış, bir ahlâk sorununa dönüşmüştür. Bu durum sadece ülkemizde değil, dünyanın başka ülkelerinde de böyledir.


    Öyleyse bizler fert olarak neler yapabiliriz; kendimizde çevre bilincini nasıl oluşturabiliriz? Şimdi bunlara bir göz atalım.


    Evvela, yapılan alışverişin çevreyi korumada ilk adım olması gibi, satın alınan malların ev içinde bilinçli kullanılması da önemlidir. Kullanılıp atacağımız naylon poşet yerine, sürekli kullanabileceğimiz bez torba, sepetler veya fileleri tercih etmeliyiz. Poşet kullanmak zorunda kaldığınız zaman 3-5 küçük poşet yerine, büyük poşet kullanırsak bu bile çevre için bir faydadır. Çevreyi kirleten plastik ambalajlı ürünler yerine cam ambalajlı ürünleri tercih edersek, hem uzun süre ondan yararlanmış oluruz, hem de cam geri dönüşümlü bir madde olduğu için onu tekrar ekonomiye kazandırabiliriz.


    Sebze, meyve alırken hormonlu olanlar tercih edilmemelidir. Her zaman, hormonlu olmadığı halde normal boyutlarından daha büyük sebze ve meyveler de yetiştirilmektedir. Bu bilinç üreticilerin hormonlu sebze-meyve yetiştirmesini etkileyecektir.


    Muhakkak ki, günlük hayatta çok sık ve yaygın olarak kullanılan piller yerine, şarj edilerek kullanılanını tercih edersek, içinde ihtiva ettiği ağır metallerden de kurtulmuş oluruz. Bu piller bünyelerinde cıva, kadmiyum ihtiva ederler. 1 gr Cıva 1 milyon litre su zehirlemekte, l gr. Kadmiyum ise 1 ton pislikten daha zararlıdır.


    İnsanların alışkanlıklarını değiştirmek elbette ki zordur. Ancak bu alışkanlıklarımızı değiştirmek hem kendi gezegenimiz, hem de kendi ekonomik durumumuz için gerekli olduğunu vurgulamak gerekir. Dini ve kültürel boyuttan dolayı insanımız temizlik konusunda çok hassastır.


    En çok kullandığımız tüketim maddesi de temizlik ürünleridir. Gıda maddelerinde yaptığımız tasarruf kadar maalesef temizlik maddelerinde aynı gayreti göstermiyoruz. Deterjanın içinde bulunan fosfat, suya karıştığı zaman su kalitesini bozarak kullanılmaz hale gelmesine neden olur. Ayrıca fosfatlar deniz ve göllerde yosunların hız1a çoğalmasına neden olduklarından bunlar öldüğünde, çürümelerini sağlayacak bakteriler daha fazla oksijene ihtiyaç duyacakları için diğer canlıların kullanması gereken oksijeni de tüketirler. Bu şekilde diğer canlılar oksijensiz kalır ve yaşayamazlar. Bunun sonucu olarak da göl ve ırmaklar kuruyup yok olabiliyor.


    Sabun tozları ve içinde fosfat bulunmayan deterjanları kullanırsak, bilinçli bir tüketici olabiliriz. Ayrıca sıvı deterjanlar fosfat içermezler. Bunların kullanılması tercih edilmelidir.


    Yemekler pişirilirken çelik ve teflon tencerelerden yararlanmalı, kapakları kapatılarak enerji tasarrufu sağlanmalıdır.


    Ekmek israfına son verilmeli, ihtiyacımız kadar kullanmalıyız. Atalarımızın aziz ekmek dedikleri, yere düşünce öpüp kaldırdıkları ve daha uygun bir yere koyduklarını hatırımızdan çıkarmayalım. Bayatlayan ekmeği hemen atmamak, onu başka gıdalarla tekrar kullanmak bu ekmek savurganlığını asgariye indirecektir.


    Bütün bunların çevre bilinciyle ne alâkası var diyebilirsiniz. Şöyle ki; insanın mutluluğu için ortaya çıkarılan her teknolojik gelişme mutlaka beraberinde çevre sorunlarını da getirmektedir. Her gün kullandığımız hava, su, enerji ve gıda maddelerini daha dikkatli olarak harcamalıyız. Dünyanın kaynaklarının sınırlı olduğunu, yaptığımız her yanlış hareketin faturasını diğer insanların ve torunlarımızın da çekeceğini unutmamalıyız. Çevreyi yok etme ve kirletme adına yapacağımız her yanlış hareket nedeniyle gerek gelecek nesillerin vicdanında ve gerekse ahirette mesul ve mahkum olacağımız unutulmamalıdır.
     
  3. teknolojinin ilerleyişi ivmeli birşekilde devam ediyor ve edecektir.Bunun beraberinde getirdiği yeni ürünlerin yarattığı kirlilik ve yan etkiler tahmin edebileceğimizden çok daha kısa bir süre içinde bizi sarmasına çok geçmeden şahit olacağız.Maalesef şu anki ülkeler arası sanayii yarışı ve tüketimi mutluluk sayan insan oranının hızla artması sonucu oluşan ekonomik doyumsuzluk yüzünden bir fabrikanın devlet için vergi getirisi ve o anlık ekonomiye katkısı her türlü değerin üzerindedir.Şu anki hükümetler işletmelerin doğal çevre, insan sağlığı vs zararını gözardı etmeye mecburdurlar.Ekonomik hesaplamaların periyodu 50 yılı içine aldığında ve doğal zenginlikte bir parametre olarak alındığında bu konu net olarak görünecektir.Şu anki yöneticilerde görüyor olmalılar eğer bu kendi plan ve değerlendirmlerinde yoksa durum çok vahim diyebiliriz...
     

Bu Sayfayı Paylaş