Baharı ve baharın güzelliklerini anlatan kompozisyon

'Makaleler-Denemeler' forumunda Mavi_Sema tarafından 17 Aralık 2010 tarihinde açılan konu

  1. Mavi_Sema

    Mavi_Sema Özel Üye

    Sponsorlu Bağlantılar
    Baharı ve baharın güzelliklerini anlatan kompozisyon konusu Baharı ve baharın güzelliklerini anlatan kompozisyon
    Baharla İlgili Kompozisyon
    Baharın Güzellikleri ile ilgili kompozisyon

    Çağala ağaçlarının çiçek açması baharın müjdecisi olmuştur her zaman. Her ne kadar "Mart kapıdan baktırır, kazma kürek yaktırır" deyişi halen geçerli olsa da, Mart gelince terminolojik olarak İlkbahar mevsimini idrak ettiğimizi varsayarız.
    Baharın şu ilk günlerinde çiçeklerden, kuşlardan, börtü böcekten, insanların yüreklerinin pır pır etmesinden, aşktan, sevgiden bahsetmek istiyor gönül. İçinde bulunduğumuz şartlar çok fazla bulutların üzerinde dolaşmamıza, etrafımıza toz pembe gözlüklerle bakmamıza imkan vermiyor ve fakat içimizdeki coşkuyu da topyekun kaybetmemek lazım diğer taraftan.


    Bir defa şöyle derin derin solumalı ve temiz havayla ciğerlerimizi öyle bir doldurmalıyız ki, fizyolojik olarak vücudumuzu bahara hazırlayalım evvela. Burda şöyle bir itiraz gelebilir hemen: "Temiz hava nerde?" İstanbul'un ya da başka herhangi bir kentin göbeğinde onu bulmanın zor olduğunu kabul etmek zorundayım. Ama size hemen alternatif sunabilirim. İstanbul'da iseniz Çamlıca Tepesi'ne, Ankara'da iseniz Kızılcahamam'a, İzmir'de iseniz Narlıdere, Birecik'te iseniz Yeşildağ'a çıkar, ardığınız temiz havayı bulursunuz. O halde baştan yılgınlığa gerek yok. Ne kadar karamsar olursanız olun; hiçbir zaman içinizdeki son umut kırıntısını yok etmeyin. Çok büyük doğal afetler yaşamaz isek, kıştan sonra baharın geleceği kesin. Nasıl ki gecenin en karanlık anı sabaha en yakın olan an ise baharın habercisi de kıştır. Bütün iş bahara ve sabaha hazırlıksız yakalanmamakta.


    Kimi zaman kendinizi o kadar yalnız ve çaresiz hissedersiniz ki sığınacak bir liman ararsınız. Her taraf fırtınayla ve bilcümle doğasal ve insansal gazapla per perişan olmakta iken bile her zaman soluk aldığınız bir yer vardır. Hoş, yeri geldiğinde denize açılmak ve fırtınalı denizin dalgalarıyla boğuşmak var ya, o da kahramanlığın şartlarındandır zaten. Gel gelelim bu kahramanlık gösterisinden önce yine de şöyle bir soluk almanız halin icabıdır. İşte gecenin en karanlık anında ve kışın en sert günlerinde soluğu limanımızda alır ve denizlere açılacağımız günü, baharın iğde kokulu sabahlarını bekleriz. Ne var ki bazen kendimizi öyle kapana kısılmış hissederiz ki, kötülüğün iyiliğe galabe çalacağı şayiası yedi düvelde dolaşırken, limanın etrafında kümelenen, limanı ele geçirerek oraya sığınmış gemileri yağmalamak ve fırtınanın ortasına sürerek batırmak isteyen deniz korsanları etrafınızı sarabilir. Bu durumda bile, limanımızı korumamız gerektiğini ve gidecek başka bir liman da olmadığını gayet iyi biliriz. Bütün denizleri korsanlar sarsa bile bizim limanımız, soluk aldığımız yer, asla ve asla terkedilemez. İşte bu inançtır bizi birbirimize kenetleyen...

    Oldukça karamsar gibi görünen bu tabloda elbette ki bir ayrıntı göze çarpmakta. Köklerini derinlere salmış ve yaşadığı onca afetin bir türlü yokedemediği, tablodan silemediği, limanın hemen yanıbaşındaki bahçenin içinde dallarını bir el gibi bize doğru sallayan çağala ağacı, adeta şöyle seslenmekte: "Uzaklardan göz kırpan güneşi görüyor musun? İşte bak çiçek açıyorum. Bu açık pembe çiçekler baharın habercisidir. Mutluluğun resmini görmek mi istiyorsun? O halde bana bak ve yaşadığın bu bezginlik ve yorgunluğu unut. Dallarımı kıran insanın hoyratlığına inat, doğanın sana sunduğu bu cömertliği al ve sonuna kadar yaşa onu. Sonra derin bir soluk al ve açıl sonsuz maviliğe..."


    İşte baharı müjdeleyen çağala ağacı, gecenin karanlığına, kışın sert rüzgarlarına ve limana musallat olan korsanlara karşı günü geldiğinde söyleyeceğimiz şu veciz sözü anımsatıyor bana :Çağala bağala, herkes evine dağıla..
    Alıntı
     

Bu Sayfayı Paylaş