Elektrik enerjisinin yararları ve zararları nelerdir?

'Frmartuklu Soru-Cevap Bölümü' forumunda Kayıtsız Üye tarafından 18 Nisan 2011 tarihinde açılan konu

  1. Sponsorlu Bağlantılar
    Elektrik enerjisinin yararları ve zararları nelerdir? konusu bana cevap verin lutfen yarın performans odevını suncam cok lazım nolur yardım edın
     
  2. SeLeN

    SeLeN Site Yetkilisi Editör

    Elektrik Enerjisinin Önemi ve Faydaları

    Elektrik enerjisinin diğer enerji türlerine dönüştürülmesi kolaydır. Diğer enerji türlerine göre çok uzaklara taşınması ve kullanılması son derece rahattır. Verimi yüksektir. Bir enerji, istenen başka bir enerji türüne dönüştürülürken, ekseriya istenmeyen başka enerji türleri de ortaya çıkar. Bunların arasında özellikle ısı enerjisinin büyük olması dikkati çeker. İstenmeyen bu ısı enerjisi, yararlanılamadığı için yitirilir ve verimi düşürür.
    İşte elektrik enerjisinin ısıdan başka bir enerjiye dönüştürülmesinde oluşan ısı enerjisi az olduğu için verimi yüksektir. Elektrik enerjisi sayısız bir çok parçaya ayrılarak kullanılabilir. Örneğin: Bir elektrik santralında kazanılan elektrik enerjisi, enerji taşıma hatlarıyla büyük kentlere götürülmekte ve orada sayısız konut ve iş yerlerine dağıtılarak kullanılmaktadır. Elektrik enerjisi bulunduğu yerin ekonomik, sosyal ve kültürel düzeylerini hızla yükseltir ve kendisine karşı duyulan gereksinmenin artmasına gene kendisi neden olur.
    Elektrik enerjisi toplumların ekonomik, sosyal ve kültürel yönlerden kalkınmasını sağlayan ve çağdaş uygarlığın en önemli araçlarından biri durumundadır. Son 50 yıl içinde baş döndürücü bir hızla ilerleyen teknolojideki gelişimler ve hatta bir ev kadınının eli altına bir makinanın verilmesi (örneğin çamaşır makinesi) elektrik enerjisi sayesinde olanaklı olmuştur.
    Elektrik enerjisinin belirtilen bu ve bunlara benzer avantajları ve iyi yönleri yanısıra sakıncalı yönleri de vardır. Bunların başında elektrik enerjisinin depo edilemeyen bir enerji türü olması gelir. Nitekim elektrik enerjisi üretildiği anda kullanılmak zorunluluğundadır. Bundan dolayı üretim ile tüketim arasında devamlı bir dengenin bulunması gerekir. Ayrıca üretim sisteminde bir arıza ortaya çıktığında, bu sisteme bağlı sayısız abonede hizmetlerin durmasına ya da aksamasına neden olur. Bu nedenle, elektrik enerjisinin üretiminde sürekli bir devamlılığın sağlanması ve elde büyük ölçüde yedek sistemlerin bulundurulması zorunludur.
    Elektrik enerjisinin bir başka sakıncası da üretimine paralel olarak taşıma ve dağıtımı için özel düzenlere kesinlikle gereksinme duymasıdır. Oysaki, örneğin: bir dokuma fabrikası ürünlerini tüketiciye götürmek için özel yollara ve taşıtlara gereksinme duymaz. Bu görevi herkesin yararlandığı bir yoldan ve bir kamyon ile yapabilir. Buna karşın elektrik enerjisinin taşıma ve dağıtılması için projeye ayrıca yatırımların (örneğin: direkler, teller, izolatörler…) katılması zorunlu olmaktadır.
    ELEKTRİK ENERJİSİNİN İLETİMİ (TAŞINMASI) VE DAĞITILMASI
    Genellikle birbirinden uzak olan elektrik üretim santrallarıyla tüketim merkezleri arasındaki bağlantı, iletişim şebekesi ve enterkonnekte sistemlerle sağlanır. Elektrik depolanamadığından, üretildiğinde hemen kullanıcıya ulaştırılması gerekir. Bu da üretim ve tüketimin her an dengede tutulması demektir. Öte yandan tüketim miktarı bölgelere, mevsimlere ve hatta günün saatlerine göre büyük değişiklikler gösterebilir.
    Enterkonnekte sistemler, üretimi tüketim düzeyindeki değişimlere uyarlamayı sağlar. Elektriğin iletimiyse, gerilimin gücüne bağlı olarak taşıma iletim sığası değişen elektrik hatları aracılığıyla gerçekleştirilir. Gerilim arttığında iletim işleminde ciddi tasarruflar sağlanır: enerji kaybı gerilim düzeyiyle ters orantılı olduğu için enerjiden, hat miktarı azaldığı için yerden, şebekedeki bakım masrafları azaldığı için de harcamalardan tasarruf edilir. Mesela, 1000 MW’lık bir nükleer santralın ürettiği elektriği boşaltmak için, 380000V’luk bir hat kullanılır; oysa aynı işi görmek için 154000V’luk altı hat veya 66000V’luk 30 hat gerekir.
    Enterkonnekte sistemler çok dağınık bölgelerin üretim imkanlarını birleştirerek, aynı malzeme güvenliği bakımından gerekli olan güç miktarının azalmasını sağlar. Arızalar meydana geldiğinde, yerinde değiştirilmesi gereken parçalar o an için elde bulunmayabilir. Bu durumda enterkonnekte sistem yardıma koşar; elektrik dağıtım istasyonlarında gerilimin akış yönü ayarlanarak anında ve en az harcamayla üretim ile tüketim arasındaki denge sağlanır. Şebekenin yönetimi için gerekli emirler ve bilgiler özel iletişim hatları, özel telsizler kullanılarak sağlanır.
    Şebeke ve Gerilimler
    Gerilim ne kadar yüksek olursa, bir hattın iletebileceği elektrik miktarı da o kadar yüksek olur. Üretim santrallarından çıkan çok büyük miktarlardaki akımı iletebilen hatlar Türkiye’ de 380000V veya 154000V düzeyindedir. Uzak mesafeler arasına kurulan büyük iletişim şebekeleri ve enterkonnekte sistemler bu tip hatlardan oluşur. Bu şebekeler, bütün üretim santrallarını birbirine bağlar. Elektrik, gerilimi düşürüldükten sonra bölgesel şebekelere iletilir ve bu şebekeler yardımıyla ayrılarak dağıtım merkezlerine gönderilir.
    İletim şebekesi bölgesel, ulusal veya uluslar arası ölçekte de olsa, yönetim ve organizasyon nedenleriyle iletim işlemi Türkiye’ de 34500V veya bunun üzerindeki bir gerilim düzeyinde gerçekleştirilir. En çok kullanılan 380000V, 154000V, 66000V veya 24500V’tur. 34500V’un altındaki gerilimlere ortalama gerilimler olan 20000V ve 15000V veya alçak gerilim olan 380 veya 220V’luk “dağıtım gerilimleri” denir.
    Petrokimya, metalürji (özellikle alüminyum), demir-çelik fabrikaları ve elektrikli ulaşım hatları (tren, tramvay) çok büyük tüketicidir. Orta gerilim şebekeleri orta ve küçük sanayi işletmeleri ile büyük mağazalar veya yöresel yönetimler, hastaneler, okullar gibi merkezleri besler. Son olarak, milyonlarca yerel kullanıcı, alçak gerilimli elektrik akımıyla beslenir.
    Elektrik Dağıtım Merkezleri ve Dağıtım Bağlantıları
    Elektrik üretim merkezleriyle tüketicileri arasındaki bağlantı, elektrik iletim şebekesiyle anında sağlanır. Elektriğin dağıtımı, üretim ve iletim merkezlerindeki karmaşık bir programlama sistemiyle gerçekleştirilir. Dağıtım Türkiye Elektrik Kurumu (TEK) tarafından hazırlanarak uygulanmakta olan bir plana göre Türkiye çapında yapılır. Bu amaçla haberleşme ve telekomünikasyon araçlarından, otomasyondan ve önceden hazırlanan istatistik verilerine dayalı öngörülerden yararlanılır. Bu öngörülerde, ele alınan günün birkaç yıl öncesine kadar şebeke ve tüketim durumu dikkate alınır.
    Eskiden yılda bir kere yapılan tahminler, zamanla haftalık, günlük hale gelmiş ve tüketimin daha da yakından izlenmesi imkanı sağlanmıştır. Dağıtım ve iletimde meteorolojik koşullar da çok önemlidir; kapalı bir hava veya güneşli bir hava büyük sıcaklık farklılıklarına yol açar ve bu da milyonlarca konutun ısıtma ve aydınlatılmasında rol oynar. Elektrik akımının iletimi ve dağıtımı şebekeye bağlı dağıtım merkezlerince (transformatör istasyonları) sırayla yapılır.
    Şebeke dağıtım merkezlerinin iki ayrı işlevi vardır: hem hatların birbirine bağlanmasını sağlar (enterkoneksiyon), hem de dönüştürme işlevi üstlenir (transformatör). Transformatör istasyonları transformatörler (dönüştürücü), disjonktörler ve ayırıcılarla donanmıştır.
    Transformatörler, duruma göre elektrik akımının gerilimini yükseltir veya alçaltır; dolayısıyla, iletim ve dağıtıma en uygun gerilimi seçerek elektriğin taşınmasında büyük önem taşır. Disjonktörler gerilim hattında herhangi bir aksaklık olduğunda akımı otomatik olarak kesmeye yarar. Hattın şebekeden ayrılması gerektiğinde devreye sokulabilir.
    Ayırıcılar da aynı rolü üstlenir, ama hatta akım olmadığı zaman çalışır ve hattı şebekeden tamamen ayırmakta kullanılır. Bir dağıtım merkezinin birçok farklı öğesi çoğunlukla açıktadır; bazı kentlerde bir dizi öğe yeraltında veya bina içlerinde olabilir. Bunlar basınçlı gaz zarfı içinde tutulur. Atmosferle pek temas etmediğinden, bundan kaynaklanan kirlenmelere uğramaz. Merkezler biraz uzaktaki bir kumanda istasyonundan yönetilir.
    Elektriğin Ülke Çapında Dağıtımı
    Türkiye’de elektrik dağıtımından genelde Türkiye Elektrik Kurumu (TEK) sorumludur; bazı bölgelerde bu işi özel şirketler üstlenmiştir. Dağıtım kuruluşu tüketim ihtiyacına göre şebekeler kurmak, bunları yönetmek ve yenilemek, tüketicileri şebekeye bağlayan bağlantıları yapmak, dağıtılan elektriğin sürekliliğini sağlamak ve miktarını sabit kılmakla yükümlüdür. İletim sistemi aracılığıyla yüksek gerilimde taşınan elektrik, alçak gerilime düşürülerek bir dağıtım merkezine, yani transformatör istasyonuna ulaştırılır. Kırsal bölgelerde bu şebekeler açıktadır; yerleşim bölgelerindeyse çoğunlukla yeraltına döşenmiştir.
    Orta gerilim/alçak gerilim merkezlerinin bağlayıcı elemanı, farklı gerilimdeki iki şebekeyi birbirine bağlayan ve kısaca trafo denen transformatördür. Alçak gerilimli dağıtım sistemi tüketicilere üç fazlı ve bir topraklı (nötr) elektrik sağlar; elektrik iki gerilim düzeyinden oluşur. Bunlardan giderek yaygınlaşanı fazlar arası 380V ve faz-toprak arası 220V gerilimidir. Fazlar arası 200V ve faz-nötr arası 127V olanı giderek azalmaktadır.
    En çok kullanılan sistemler üç fazlı 380V ve tek fazlı 220V’tur. Bu seçeneğe göre, bir alet 4 tele veya 2 tele bağlanır. Elektrik akımının frekansı bütün Avrupa’da ve Türkiye’de 50Hz, Amerika kıtasındaysa 60Hz’dir. Bir motor veya bir bilgisayar, aygıtın içinde kullanılan frekansa eşit frekanslı bir şebekeye bağlanmadıkça düzgün çalışmaz.

    www.genbilim.com
     
  3. SeLeN

    SeLeN Site Yetkilisi Editör

    Elektrik Akımının Zararları

    Elektrik akımının sinir merkezleri ve kalp üzerindeki etkisi

    Öldürücü elektrik çarpmaları, aslında bu etkide görülür. Ya tek başına solunum ke­silir veya kalple sinir merkezleri akımın yo­lu üzerindeyse, birlikte kalp de durur. Ka­zazedeyi çıkarttıktan sonra, hayat buse­si uygulamak gerekir Kaza­zede ölüm halinde ise, kalbe de masaj yapmak şarttır. İlkyardım ekipleri bunu gerçekleştirebilir

    Elektrik çarpan biri kazadan sonra normal görünse bile, yine de doktor kontrolün­den geçmelidir. Çünkü sinir merkezleri ve kalpte bir yara, gözden kaçmış olabilir.
     
  4. SeLeN

    SeLeN Site Yetkilisi Editör

    Elektrik Emniyet Tedbirleri

    Günlük yaşamın hemen, hemen her anında kullanmak zorunda olduğumuz elektrikli ve elektronik cihazlardan dolayı meydana gelen kazalar; genellikle bilgisizlik, dikkatsizlik ve ihmalin yanı sıra personelin yalnız başına onarım/kontrol yapmasınsan ileri geldiği değerlendirilmektedir. Elektrik cihazları ileuğraşan personelin, elektrik şoklarından ve kısa devrelerden dolayı yaralanmalara maruz kalmamaları için gerekli emniyet tedbirleri daima alınmalıdır.
    Elektrik voltajı veya akım olan bir iletkene temas ettiği zaman insan vücudundan da bir akım geçer. İnsan vücudundan geçen bu akım insanda bir sarsma veya şok meydana getirir. Biz buna elektrik çarpması diyoruz. Bu sarsma veya şok insan vücudundan geçen elektrik akımının sinir sistemini etkilemesi veya sinir sistemini felç etmesi sebebiyle olur. İnsan vücudundan geçen akım arttığı zaman bu akımın sinir sistemi üzerindeki etkisi artacağından meydana getireceği şok da artacaktır. Elektrik şokunun şiddetine bağlı olarak şahısta yanık, yara bere, organ kaybı hatta ölüm meydana gelebilir.
    Elektrik çarpmasından kendimizi koruyabilmemiz için elektrik akımının vücudumuzdan akmasına engel olmamız gerekir. Kendimizi elektrik akımına karşı bilinçli bir şekilde izole etmeliyiz. Yani kullandığımız alet/edevat ve giydiğimiz ayakkabıların, bastığımız yerlerin izoleli ve kuru olması gerekir. Bununla kalmayıp çalışırken bütün dikkatimizi işimize vermeliyiz, dalgın olmamalıtız. Başkası ile konuşup onu dinleyerek dikkatimizi dağıtmalıyız.
    Elektrik şokuna karşı insan vücudunun direnci farklıdır ve netice olarak vücut üzerinden akan aynı miktardaki şahıslardan birisine sadece acı verirken bir diğerini öldürebilir.
    İnsan vücudunun DİRENCİ, 220 Volt ve hatta çok daha düşük değerlerde bile öldürücü şoku önlemeye uygun değildir. Elektrik çarpılmalarının çoğu (yaklaşık %50′si) bu tip devrelerde olur. Elektrik şokunun şiddeti gerilimden çok akım değerine bağlıdır. Elektrik akımından etkilenen kişi genellikle şiddetli bir şekilde yanar. Bu yanıkların etkisi ile hemen ölümler meydana geldiği gibi bazen elektrik şoku etkisi ile kişi düşerek ciddi şekilde yaralanabilir.


    Elektrik akımın insan vücudu üzerinden akarak şoka neden olabilmesi (Elektrik çarpması) için aşağıda belirtilen iki şartın oluşması gerekir;

    • Vücut veya vücudun bazı kısımları kapalı devrenin bir parçası durumunda olmalıdır.
    • Kapalı devrenin herhangi bir yerinde, akım akmasına neden olacak bir gerilim yada potansiyel farkı bulunmalıdır.
    Eğer bu iki şart sağlanmışsa ve değme noktaları arasındaki potansiyel farkı yeterince yüksek, (220 V gereğinden de fazladır) vücut direnci yeterince düşük ve devre insanın hayatını organları üzerinden geçecek şekilde tamamlanıyorsa, ŞOK, ÖLDÜRÜCÜ ETKİ YAPACAKTIR. Aynı zamanda Elektrik çarpmasının başka etkileri de olabilir; Örneğin küçük bir şokun şaşkınlığı, yüksekten düşmeye neden olabilir. Bu gibi nedenlerden dolayı insan vücudunun, üzerinden akım geçecek bir kapalı devre elemanı haline gelmesine izin vermemelidir.
    Enerjisiz Elektrik Devrelerinde Çalışırken Alınacak Emniyet Tedbirleri:
    Dikkat: Kontrol edilmeden ve enerjinin kesildiğinden emin olmadan hiç bir iletkene dokunulmamalıdır.
    1. Çalışma yapılacak devrenin enerjisi kesilip, şalter üzerine “Dikkat devrede çalışma var elektrik basmayınız” yazan uyarı levhası asılmalıdır.
    2. Çalışma yapılacak devrenin sigortası yerinden çıkartılıp emniyete alınmalıdır.
    3. Devre veya yüke gelen uçlar birbirine düğüm yapılarak ikinci bir emniyet alınmalıdır.
    4. Sigorta paneli veya şalter panosuna bir emniyet nöbetçisi konulmalıdır.
    5. Çalışma yapılacak daire/mahal yeterli derecede aydınlatılmalıdır.
    6. Elektrikli cihazlarda veya devrelerde çalışan personel çalışırken yüzük, kol saati, künye veya benzer metal eşya kullanmamalıdır.
    7. Uygun izoleli el aletleri ile çalışmalıdır.
    8. Çalışırken lastik eldiven giyilmelidir.
    9. Lastik eldivenler giyilmeden önce, delik, yırtık ve aşınma kontrolü yapılmalıdır. Eldivenlerin içine hava üflenerek avuç ve parmak kısımlarından sızıntı kontrolü yapılmalıdır. Sızıntı tespit edilen eldivenler kullanılmamalıdır.
    10. Yapılan işin lastik eldivenlere zarar verebileceği zamanlarda üzerine iş eldiveni giyilmelidir.
    11. Lastik eldivenler hiçbir zaman ters çevrilip giyilmemelidir.
    12. Sağlam olmayan koruyucu eçhize giyinmemeli/kullanılmamalıdır.
    13. Yıpranmış kablo veya kırık/hasarlı çeşitli seyyar ekipmanlar kullanılmamalıdır.
    14. Kullanılmakta olan izole malzemesi, yağ, gres, karbon tozlarından temiz tutulmalıdır, çünkü bu maddeler izolasyonun bozulmasına veya zedelenmesine neden olur.
    15. Göze metal parçacıkların sıçrayabileceği yerlerde çılışıldığı zaman göz koruyucu maske/gözlük takılmalıdır.
    16. Çalışılacak zeminin kuru olması sağlanmalıdır.
    17. Çalışma yapılırken sağ el kullanılmalıdır. Kontröller üzerinde çalışıyor iken onarımı yapılan elemanlardan başka bir elemana dokunulmamalıdır.
    18. Islak elbise ile veya ıslak elle elektrik cihazları üzerinde çalışmamalıdır.
    19. Personel, bedenine uymayan elbise/tulum giymemelidir.
    20. Mutlaka çalışan personelin yanında gözetleme yapacak ve ilk yardım konusunda bilgili bir kişi bulunmalıdır.
    Enerji Elektrik Devrelerinde Alınacak Emniyet Tedbirleri:
    1. Elektrikli cihazların üzerindeki tüm ikaz işaretlerine uyulmalı; cihaz uyarı etiklerinin kullanımından önce okutulması sağlanmalıdır.
    2. Elektrikli cihaz ve sistemler sorumlu personelin izini solmayan çalıştırılmamalıdır.
    3. Enerjili prizlere fişi takıp/çıkarmadan önce cihazın ON-OFF süvicinin mutlaka OFF durumunda bulunması sağlanmalıdır.
    4. Seyyar kablolar takılma/tökezleme tehlikesi yaratmayacak şekilde döşenmelidir.
    5. Elektrik kabloları kapılardan geçirilmek zorunda kalınırsa, kapının kaza sonucunda kapanmasına karşı kabloyu korumak maksadıyla önlem alınmalıdır.
    6. Seyyar elektrikli cihazlar asla kablolarından tutularak kaldırılmalıdır.
    7. İzolasyonu hasarlı, iletkenleri zarar görmüş seyyar kablolar, fişler, prizler malzemeler kullanılmalıdır.
    8. Elektrikli cihazların onarımında sadece TSE onaylı ekipmanlar kullanılmalıdır.
    9. Tüm sigorta/termik panolarının, bağlantı kutularının, kontrollörlerin, kapakları kapalı tutmalıdır.
    10. Sigorta panolarında mutlaka belirtilen değerlerde sigorta kullanılmalı yüksek değerde sigorta kullanılmalıdır. Asla sigortalara tel bağlanmamalıdır.
    11. Tüm sigorta/termik panolarının, bağlantı kutularının, kontrollöerlerinin, elektrikli çalışan cihazların önünde lastik döşemeler bulunmalıdır.
    12. Elektrikli aletlerle çalışırken alüminyum veya metal seyyar merdiyenler kullanılmalıdır.
    13. Aküler ile çalışırken önlük ve göz koruma malzemeleri kullanılmalıdır.
    14. Yüksek voltajla çalışan cihazların bakım, onlarım ve ayarları acil durumlarda yalnızca en üst kişinin müsadesi ile yapılmalıdır.
    15. Cihazların veya devrelerin enerjili olup olmadıklarını test etmek volttertter, ölçü aleti veya kontrol kalemi kullanılmalıdır.
    16. Üç fazlı devrelerin, her bir fazının doğru sigortalandığından emin olunmalıdır.
    Yüksek Yerlerde Çalışırken Alınacak Emniyet Tedbirleri
    1. Nöbetçi heyetinden izin almadan yüksek yerlerde çalışmaya başlanmamalıdır.
    2. Yüksek yerlerde çalışacak personelin yanında mutlaka gözetleme yapacak, yardım edecek ve ilk yardım konusunda bilgili bir kişi bulundurulmalıdır.
    3. Yüksek yerlerde çalışacak personel beline emniyet kemeri takmalı ve çalışma yapılacak yere ulaşınca emniyet kemerinin kancasını sağlam bir yere sıkıca ve kaymayacak şekilde bağlanmalıdır.
    4. Yüksek yerlerde çalışacak personel tırmanırken ellerine herkangi bir takım almamalıdır. İhtiyat duyulan malzemeler kemere takılabilen takım çantasında taşınmalıdır.
    5. Kemere takılabilen takım çantasının olmaması durumunda ise malzemeler sarkıtılacak halat ile yukarıya çekilmelidir.
    6. Yüksek yerlerde çalışırken; düşmemesi için el aletleri ip ile emniyet kemerine bağlanmalıdır.
    7. Yıldırım düşme tehlikesi olan (yağmurlu ve şimşekli) havalarda açık alanlarda ve yüksek yerlerde çalışılmamalıdır.

    Kaynak: bilgiustam.com
     
  5. ya ban tek zararları veya zararları ayrntlra girmeyelim!!!!!!!!
     
  6. ya bide zararlarını yazın beeee ödev yapıoz şurdaaaaaaaaaa
     
  7. yaa bide zararlarını yazın yaaa ödevimiz var
     
  8. ödev yapıyorum cevasbi var ama çok detaylı ben başka siteden buldum size kolay gelsin
    -----|||--|||--|---\}
     
  9. çakmak elektiriği insana zarar verirmi?
     
  10. 1)enerji kaynağıdır.
    2)bir maddeye çekme kuvveti uygular
     
  11. SeLeN

    SeLeN Site Yetkilisi Editör

    ELEKTRİĞİN YOL AÇABİLECEĞİ TEHLİKELER

    Yaşamımızı kolaylaştıran elektrik, dikkatli kullanılmadığında can ve mal kaybına neden olabilir.Elektrik çarpması, elektriğin dikkatsizce kullanılması sonucu oluşan tehlikeli bir olaydır.


    Tellerde elektrik olup olmadığını gözle göremediğimiz için elektrik taşıyan kablolara temas etmemeye özen göstermeliyiz.Çünkü vücudumuzun elektrikle teması ölüme yol açabilecek kadar tehlikelidir.

    Elektrik prizine sadece elektrik fişleri sokulur.Çivi, şiş gibi cisimleri prize soktuğunuzda elektrik çarpmasına uğrarsınız.

    Elektriğe çarpılan birine çıplak elle dokunmamalıyız.Plastik, kumaş, battaniye, kuru tahta, halı gibi bir cisim kullanarak onu elektrikten uzaklaştırmalıyız.

    Arızalanmış cihazları yetkili servislere veya uzman kişilere tamir ettirmeliyiz.Kesinlikle fişe takılan bir cihazın içini kurcalamayınız.

    Elektrik aletini kablosundan çekmemeliyiz.Priz bozulabilir ve kablonun içindeki bağlantı kopabilir.Kablosu yıpranmış herhangi bir aletin fişini prize sokmamalıyız.

    Yüksek gerilim hatlarına yaklaşmamalıyız.

    Elektrik çarpmalarında alınması gereken önlemler;

    Saç kurutucusunu ve elektrikli ısıtıcıyı banyo küvetinin ve lavabonun yakınlarına koymayın.

    Islak ortamda elektrikli cihaz çalıştırmayın. Banyoda saç kurutucusu kullanmayın

    Prizlere emniyet kapağı takın

    Evde topraklı priz kullanın

    Yuvasından çıkmış, telleri açıkta kalmış prizleri tamir ettirin

    Sigortaları tel sararak yenilemeyin, orijinal malzeme kullanın

    Elektrikli cihazları fişe takmadan önce kapalı olduklarına emin olun

    Elektrikli ev aletlerini kullanım talimatlarına uygun kullanın

    Sigortayı kapatmadan elektrikle ilgili hiçbir iş yapmayın

    Evi uzunca bir süre terk edecekseniz sigortaları kapatın

    Ekmek kızartma aletini kahvaltı masasına almayın. İçinde sıkışan dilimi çatal, bıçak gibi nesnelerle kurcalamayın

    Sıcak ütüyü kablosunun üstüne koymayın

    Elektrikle uğraşırken kalın lastik tabanlı ayakkabı giyin

    Elektrik çarpmalarında yapılması gerekenler;

    Elektriği kesmek için sigortaları kullanın

    Lastik tabanlı ayakkabı giyin, kuru bir lastik eldiven takın

    Elektrik akımını iletmeyecek kuru bir cismin üzerine çıkın

    Elektrik çarpan kişinin yakınındaki kablo gibi iletkenleri, yalıtkan bir çubukla uzaklaştırın

    Hastayı giysilerinden çekerek bölgeden uzaklaştırın

    Hasta hala nefes alıp vermiyorsa ve nabzı yoksa solunum yardımı ve kalp masajına girişiniz

    Çocukları olay yerinden uzak tutun

    Elektrik çarpmalarında yapılmaması gerekenler;

    Elektrik çarpan kişiye kalın lastik tabanlı ayakkabınız yoksa dokunmayın

    Sigortaları kapatmadan yaralıya temas etmeyin

    Çıplak elle çarpılmış kişiye dokunmayın
     
  12. Elektrik teknolojinin gelişmesindeki en önemli üç unsurdan biridir. Teknoloji bilgisayarlar , cep telefonları, televizyonlar ve benzeri teknolojik ürünler hem hayatımızı kolaylaştırmakta hem de radyasyon yaymakta ve ozon tabakasını inceltmekte. Tabiki düşününce radyasyonun ozon tabakasını inceltmediğini söyleriz. Ama öyle değil! 500 yıl öncesinde yaşadığımızı düşünelim. Kendimizi onların yerine koyalım. Deodorant o zaman için bir teknoloji değil miydi? Elektrik bu yönden de zararlıdır.
     
  13. ENERJİ NEDİR ?
    Bir cisimde bulunan, bir iş meydana getirmeye yarayan güce “enerji” denir. Akan suda, hareket eden bir cisimde, bir makinede ya da insanda her an bir iş meydana getirme gücü olduğuna göre, bunlarda enerji var demektir.

    Hareket gibi enerji de Fizik biliminin en önemli unsurlarından biridir. Enerji, kimya enerjisi ya da fizik enerjisi şeklinde olabilir. Bir maddenin yanması, bir kimya enerjisi sağlar. Yanma sonucunda meydana gelen ısı, ışık birer enerji çeşididir. Ayrıca, fiziksel değişmelerle de enerji elde edilir.

    Bütün enerji şekilleri ikiye bölünür:
    1. Potansiyel enerji;
    2. Kinetik enerji;
    Bunlara,”durum enerjisi” “hareket enerjisi” de denebilir.
    Ok atmak için bir yayı iyice gerdiğinizi düşünün. Bu yayda bir potansiyel enerji vardır. Kurulmuş bir saat zembereğin de, doldurulmuş bir tüfekte de potansiyel enerji bulunur.

    Kinetik enerji ise, cisimlerin hareket halinde bulunmaları yüzünden doğan enerjidir. Gerilmiş yay, oku fırlatınca, dolu tüfek patlayınca, saat zembereği boşalınca bunlardaki potansiyel enerji, hareket enerjisine dönüşür.

    Enerji şekilleri bir halden öbür hale dönebilir. Mesela, kırda bir taş attığımızı düşünelim. Havada uçmakta olan taşın kinetik bir enerjisi vardır. Taş düşünce bu enerji potansiyel enerjiye dönüşür. Onu alıp yeniden atmaya hazırlanınca taştan yeniden kinetik enerji doğar. Kömürdeki kimyasal enerji, kömür yanınca ısı enerjisi haline gelir. İstim denen kızgın su buharındaki enerji bir buhar makinesinin kolunu iterek mekanik enerji olur.

    ENERJİ KAYNAKLARI
    Bilim ve teknik ilerledikçe çok değişik kaynaklardan enerji elde etmeyi başarmaktayız. İnsanlar başlangıçta sadece doğal ve basit yollarla enerji elde etmişlerdir
    Günümüzde enerji elde edilen başlıca kaynaklar şunlardır:
    1. İnsan gücü,
    2. Hayvan gücü,
    3. Rüzgar gücü,
    4. Odun,kömür gibi katı yakıtlar,
    5. Petrol, 6. Gaz,
    6. Su (baraj),
    7. Sıcak su kaynakları, 9. Su buharı,
    8. Uranyum madeni,
    9. Güneş.

    RÜZGAR ENERJİSİ
    Yel değirmenlerinde ve rüzgar jeneratörlerinde olduğu gibi, rüzgar gücü kullanılarak enerji üretimi.

    Geçmişte kullanımı su pompajı ile sınırlı olan rüzgar enerjisinin, günümüzde elektrik üretim amacı ile kullanımı ön plana çıkmıştır. Rüzgar enerjisinden elektrik üretimi, konvansiyonel enerji kaynaklarıyla ekonomik olarak yarışabilir duruma gelmiştir.

    Türkiye'de son iki yıl içinde 26 rüzgar santralı kurma başvurusu yapılmıştır. Bu da konunun Türkiye gündeminde yer aldığının bir göstergesidir. Ülkemizde var olan rüzgar potansiyelinden yararlanarak elektrik enerjisi üretilmesi için “Ulusal Rüzgar Enerjisi Programı” hazırlanarak uygulamaya konulmalıdır. Bu programda 10 yıllık bir dönem için politikalar, hedefler, yatırımlar, teşvikler ve Ar-Ge konuları yer almalıdır.

    Öncelikli olarak, elektrik üretimine uygun rüzgar kaynakları potansiyelinin tam olarak belirlenmesi için sürdürülen rüzgar ölçüm çalışmaları hızlandırılıp sonuçlar bir veri tabanında toplanmalı ve Türkiye rüzgar atlası oluşturulmalıdır. Ancak, bunların yanı sıra, yeterli teknolojik seviyeye kısa sürede ulaşabilmemiz için gerekli yasal mevzuat da hızla tamamlanmalıdır.

    Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı'nın hazırladığı “Yap-İşlet (BO) Modeli ile Kurulacak ve Yenilenebilir Enerji Kaynakları ile Çalışacak Elektrik Enerjisi Üretim Tesislerinin Kurulması ve İşletilmesi ile Enerji Satışının Düzenlenmesi Hakkında Kanun Tasarısı”nın gerekli düzenlemeler yapılarak, en kısa zamanda çıkarılması yararlı olacaktır.

    Ülkemizde rüzgar enerjisi konusunda yeterli bilgi birikimi ve teknolojik alt yapı henüz oluşmadığı için, en azından kısa vadede teknoloji ve ürün ithali gerekecektir. Ancak, teknolojideki hızlı değişim sonucu eskimiş olan teknolojilerin alınmaması için çok dikkatli olunmalı, ithal olunacak makinelerin en son teknoloji ürünü olmalarına özen gösterilmeli, ilk kurulacak santrallarda bile paket ithal projelerden kaçınılmalı ve ilk uygulamalardan itibaren Türkiye'de yapılabilecek kısımların yerli teknoloji ile üretilmesi imkanları üzerinde durulmalıdır. Kazanılacak teknolojik gelişim sonunda, bütünü ile yerli üretime dayalı, Orta Doğu ve Orta Asya pazarına ürün satabilecek rüzgar türbin sanayi oluşturulması hedeflenmelidir. Danimarka rüzgar sanayiinde 12000 kişinin çalıştığı göz önüne alınırsa, rüzgar türbini sanayiinin Türkiye'nin enerji sektörüne katkısı dışında yeni istihdam olanakları da sağlayacağı açıktır.

    Milli Park alanları ile yerleşim yerleri içinde ve 2 km'den daha yakında rüzgar santralı kurulmasına izin verilmemelidir. Alanlar seçilirken, aynı alanlarda olabilecek diğer kullanım imkanları da belirlenerek bir ekonomik fayda karşılaştırması ve çevre etki değerlendirmesi yapılmalıdır.

    GÜNEŞ ENERJİSİ
    Türkiye coğrafi konumu itibarıyla güneş kuşağı içerisinde yer almakta olup, güneş enerjisinden yararlanma potansiyeli, Doğu Karadeniz Bölgesi dışında tüm bölgelerimiz için önemle ele alınması gereken bir büyüklüktedir. Güneş enerjisinden su ısıtma, konut ısıtma, pişirme, kurutma, soğutma gibi ısıl amaçlarla yararlanılabileceği gibi, güneş enerjisini elektrik enerjisine dönüştürmek de olanaklıdır. Ülkemiz sahip olduğu yüksek güneş enerjisi potansiyelini, beyin gücü ve teknoloji geliştirmeye gereken önemi vererek değerlendirmeli ve yalnızca gelişmiş ülkelerin bir pazarı olmamalıdır. Bunun için de güneş enerjisi uygulamalarının yaygınlaşıp gelişmesini sağlayacak kurumsal altyapı oluşturulmalı ve gerekli yasal düzenlemeler yapılmalıdır. Uygulamaya yönelik verimli ve maliyet etkin çözümler geliştirilmesi için, araştırmalara kaynak ayrılmalı, ilgili firma ve kullanıcılar teşviklerle desteklenmelidir.

    BİYOKÜTLE ENERJİSİ
    Ülkemizde klasik biyokütle kaynaklarından olan odun ile bitki ve hayvan artıkları, uzun yıllardan beri, özellikle ısınma ve pişirme alanlarında kullanılagelmektedir. Ancak bu kullanımın ilkel ve ekonomik olmayan biçimde gerçekleştiği söylenebilir.
    Modern biyokütle kaynakları ise, enerji ormancılığı ürünleri ile orman ve ağaç endüstrisi atıkları, enerji (bitkileri) tarımı (bir yetiştirme sezonunda ürün alınan enerji bitkileri), tarım kesimindeki bitkisel ve hayvansal atıklar, kentsel atıklar, tarıma dayalı endüstri atıkları olarak sıralanır.

    Türkiye'de atıklara dayalı biyokütle enerjisi (biyogaz ve çöp santralları) için bazı çalışmalar yapılmıştır. Dünyada giderek yaygınlaşan bu çalışmalara önem verilmeli ve hayvan çiftliği gübrelerinin ve şehir çöplerinin değerlendirilmesi için araştırma ve demonstrasyon projeleri yürütülmelidir. Ormancılık potansiyeli ile ilgili bilgiler bulunmakla birlikte, ormanlarımız biyokütle enerjisi üretim potansiyeli açısından değerlendirilmiş değildir. Enerji plantasyonları biçimindeki tarımsal üretim olanakları üzerinde durulmamış ve konu tarımsal üretim planlarında ele alınmamıştır. Kısacası, Türkiye'nin biyokütle enerji potansiyeli tam olarak bilinmemektedir.
    Ülkemizin biyokütle enerji potansiyelinin saptanması konusu birinci öncelikte ele alınmalı ve bu proje ile enerji ormancılığından, enerji tarımından, çeşitli yan ürün, atık ve artıklardan elde edilebilecek biyokütle materyallerinin çeşitleri ve coğrafi bölgelere göre yıllık miktarları belirlenmelidir. Ardından, çeşitli biyokütle enerjisi üretim stratejileri, uygulama olanakları ve ekonomik rekabet edebilirlikleri araştırılarak, ülkemiz için uzun dönemli Biyokütle Enerjisi Anaplanı yapılmalıdır. Bu plan çerçevesinde, biyokütle üretimine yönelik orman dışı ağaç plantasyonları ve enerji bitkileri için ülke genelinde bir tarımsal üretim planlaması başlatılmalı ve konunun ekonomik boyutları ortaya konulmalıdır.

    Biyokütle enerji uygulamaları ile ilgili bir araştırma merkezi oluşturulmalı, modern biyokütle üretim yöntemleri ve çevrim teknolojileri üzerinde Ar-Ge çalışmaları desteklenmeli, pilot uygulamalara ve gerekli teknoloji transferlerine başlanmalıdır.

    DENİZ KÖKENLİ YENİLENEBİLİR ENERJİ
    Deniz kökenli yenilenebilir enerjilerden Türkiye için söz konusu olabilecek olan, geliştirilmiş bir teknolojisi de bulunan deniz dalga enerjisidir. Ayrıca denizlerimizde biyokütle yetiştiriciliği üzerinde de durulmalıdır. Türkiye'de enerji alanındaki Ar-Ge çalışmalarında ve enerji planlamalarında henüz yer almayan bu konu ilgili ön çalışmalar başlatılmalıdır.

    HİDROJEN ENERJİSİ
    Çevre kirliliğine yol açmadan çeşitli alanlarda kullanılabilecek esnek bir yakıt olan hidrojen, 21. yüzyılın yakıtı olarak düşünülmekte; üretimi, taşınma ve depolanması ve kullanılmasına ilişkin teknolojilerin geliştirilmesi için kapsamlı programlar yürütülmektedir. Dünyadaki bu gelişmeler dikkate alınarak, hidrojen enerjisi ile ilgili çalışmalar ülkemizde de öncelikli Ar-Ge alanları arasında yer almalıdır. Hidrojen programları esas itibarıyla uzun döneme yönelik olmakla birlikte, mevcut enerji altyapısıyla çalışılabilecek kısa dönemli uygulamalar üzerinde de durulmalıdır. Ülkemizde hidrojen yakıtı üretiminde kullanılabilecek olası kaynaklar arasında hidrolik enerji, güneş enerjisi, rüzgar enerjisi, deniz-dalga enerjisi, jeotermal enerji ve nükleer enerji yer almaktadır. Türkiye gibi gelişmekte ve teknolojik geçiş aşamasında olan ülkeler için fotovoltaik güneş-hidrojen sistemleri önerilmektedir. Karadeniz'in tabanında kimyasal olarak depolanmış hidrojenden yararlanılması konusunda da araştırmalar başlatılmalıdır.

    Ayrıca, Türkiye'de Birleşmiş Milletler UNIDO destekli Uluslararası Hidrojen Enerjisi Teknolojileri Merkezi (ICHET) kurulması için başlatılmış olan çalışmaların hızla olumlu sonuca götürülmesi gereklidir.

    JEOTERMAL ENERJİ
    Belli elemanların radyoaktif ayrışmasından oluşan, yeryüzünün iç ısısı; bu ısı, potansiyel olarak büyük ve aslında ulaşılmamış bir enerji kaynağıdır.
     
  14. yararları ve zararları lütfennnnn=(
     
  15. yaaaaa bu kadar uzuna ne gerek var.................
     
  16. ya biraz kısa ve öz yazın münazara yapcam bu ne!!!!?????
     
  17. lutfen fayda ve zararları çoook acil!!!
     
  18. adamlar sizin için uğraşmışlar bu kadar yazı yazmışlar insan bi teşekkür eder
     
  19. çok sağol bilim şenliği projem için çookk işe yaradı walla sağol kardeşim Allah razı olsun senden
     

Bu Sayfayı Paylaş